Pazartesi, Ocak 18

Mimlendim

...

Enternasyonal'i keyifle okurken bir de ne göreyim? Sağolsun beni de mimlemiş, şimdi sorulara meşrebimce cevap vermem lazım.

(Onu da Zihni bey mimlemiş.)

Olay şu imiş ki,

* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. ('Ortaya bıraktım, isteyen alsın.' demiyorsunuz.) Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.

Sorular,

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)


El-cevab'ül Shere Khan,

1. Ya kaldırılsın tabi hacı. Türkiye'de de bağımsız, adam gibi yargı var ya hani. Hiç ideolojik kararlar alınır mı canım Türkiye'de? "Ankara'da hakimler var," biliyorsunuz. Düzenin, rejimin, sistemin felan değil, halkımın hakimleri, milletimin savcıları. Kaldırılsın ki şu Arab-Kürd partisi daha fazla haram yiyemesin. Halkımızın en bir demograsi, en bir guguk devleti savunucusu partisi JeHePe'den (namı diğer Turkische National Sozialiste Bürokratenpartei) ve onun ordusundan-devletinden-bürokrasisinden bağımsız ultra-hiper-süper yargımız AKePe'yi kapatsın, dış mihrakların uzaydan iktidara getirdiği bu naaalet parti kapatılsın ki demukraaasi yaşasın. Zaten demukraaasiyi de askerler kurdu bu ülkede. Bacagaramızın namusunu onlara, onları da Göktengri'ye borçluyuz. Seçilmişe dokunulsun ama onlara zinhar dokunulmasın. (bkz. YOK YEAAA)

2. Seçim barajı neye hizmet ediyor? Hangi olay ertesinde, ne amaçla kuruldu? Bugünlere gelinen süreçte siyaseti hangi çıkmazlara soktu? Kaldırılsın kardeşim. (Ciddi cevap.)

3. Laiklik adam olmaktır, bir büyüğümüzün dediği gibi. Öncelikle "laik" olmalı bir aday, zira bir insandan değil, sistemden bahsediyoruz. Burası Türkiye. Sonra, çok hızlı esas duruşa geçebilmeli, çakı gibi selam durabilmeli. Eyyamcı ve yalaka olmalı. Çıkar gözetmeli, arka kollamalı, adam kayırmalı. Her işi kalıbına uydurmayı bilmeli. Hitabet, döneklik, şark kurnazlığı gibi özellikler de varısa dadından yinmez. İşte layık olduğumuz "sayın milletvekili" adayı.

4. Şimdi genel tepkimi yansıtan "devlet mümkünse bi siktirsin gitsin" şeklinde özetlenebilecek şanlı ideolojimden bağımsız, kötünün iyisi şeklinde cevap vereyim bu suale. Hocam yargı bağımsızlığı, insanın kendine yakışanı giymesidir. Siyaset denen şey, askere, yargıca, cami hocasına, öğretim üyesine yakışmaz, yakışmıyor. Resmi ideoloji kollamacılığı, devletçilik, faşistlik, geri kafalılık, eyyamcılık, postal yalayıcılığı, çıkar ve ayrıcalık bekçiliği vs. hiç yakışmıyor. Evrensel hukuk normları, hakkaniyet, vicdan, insan hakları ve adalet temelinde (hepimiz insanız lan!) ve tamamıyla siyasetten arındırılmış ve (veya değil) tamamıyla bağımsız bir yargı -bu arada çift başlı yargıdan da tiksiniyorum- olmalı. Ki bu da tüm kurumlarıyla demokratik hukuk devletine inkılab ile olur. Öncelikle bu adına "devlet" dediğimiz ucube çeteleşmeye, dolayısıyla yüz yıllık askeri vesayete bir son verilmelidir. Çıkarı olan çok vardır ya, medyasından, bürokratından, devlet destekli burjuvasına, o halde sesimizi kesip oturalım, hayal kurmayalım. Yargı bağımsız olsun, hökümet müdahale edemesin, o siyasete müdahale etsin ama, resmi ideolojinin kalesi olarak, bizzat şahsen kendisi. O siyaset saylanmaz çünkü. Kutsal bir görevdir o, emanettir. Zümre ayrıcalığının, efendilerimizin çıkarlarının bir sembolü olarak, tapınmalıyız o ideolojiye.

Enternasyonal'in şu cümlesini de alıntılamak lazım : "Siyaset çıkar/sınıf çatışmasıdır ve yoksulların/emekçilerin işçi sınıfının kendi çıkarlarını dayatabilmesi için örgütlenmesi gerekmektedir."

5. Benim sorum, yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan, olacak. Zira Zihni bey'in sorusuyla büyük benzerlik taşıyor. Parametreler yeterli mi sizce bu soruda, bir kere insandan bahsediyoruz. Zengin, fakir diye nereye kadar genelleyebiliriz ki? İnsan bu, adadaki herkes birbirini öldürebilir. Beraber bir medeniyet de kurabilirler.

(Zihni bey'in sorusu:
Günümüzde en zengin olanların en akıllılarıyla, en yoksulların en akıllılarından beşer kişiyi bir adaya bıraksalar, herkese eşit koşullarda araç gereç sağlasalar. 10 yılda hangi gurubun gelir durumu daha yüksek olurdu? (akıl yürütmek) )

Ve Zihni bey'in ek sorusu:
Bir toplum kapitalist sınıfsız mı asla yaşayamazdı,
Emekçi sınıfsız mı asla yaşayamazdı..?


El-cevap:
Bu soru yanlış, çünkü imtiyazsız sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz!

***

Eveeet, öncelikle Enternasyonal'e çok teşekkür ederim.

Sıra geldi mimlemeye:

Suat abi
Taylan
Hasan Rua

Hadi bakalım :)

...

2 yorum:

zihni dedi ki...

Hadi estirmişsin yine, gardaş:)
hoş olmuş.
dediklerin ve demediklerine gönderdiklerin hepsi bir arada olmuş.

Shere Khan dedi ki...

eyvallah zihni abi.